CİNLER

Fal Deryası'ndaki büyük yeniliğe 1 vade kaldı..!
21.11.2015 14:13

CİNLER

Kozmosta salt enerjiden ibaret olan her şey, algılanabilen veya beş duyudan saklı kalan, ancak aklımız ve sezgilerimizle farklı frekanslarda var olabileceğine inanabileceğimiz diğer boyutlardaki yaşam formlarının tümü de, aynı ruhani Nur ve kozmik bilinçle varlık kazanmışlardır.         

Evren sonsuz mekanlara yayılırken, fizik bedenle giremeyeceğimiz sayısız boyutlar ve farklı evrenlerle, paralel dünyalar üst üste katlanır. Evren bükülür, maddenin tersine çevrilmiş hali olan düzleminde ayrı dünyalarla yaşam formları bulunabilir. Hepsi karşılıklı olarak bilinmeyen etki alanları ile birbirlerini tesir edebilirken. Hepsi de karşılıklı olarak bilinmeyen etki alanları ile birbirlerini tesir edebilirler. Fizik bilimi artık, ağırlıklar ve ölçümler alanındaki sınırları kaldırarak, kuantum fiziğinin, antimaddenin, paralel evrenlerin gizemli alemine adım atarken, geleneksel fizik kurallarına uymayan normaldışı her olayın kuantum fiziğine dayanan açıklama tarzları bulunabileceğini de kabul etmiş görünmektedir.

Boyutlardaki varlıklara, bize göre görenin gerçekliğin dışında ve bükülmüş bir evrende olduklarından iç uzaylılar diyebiliriz. İster Astral alem olarak adlandırılan, ancak duble bedenimizin titreşim frekansları ile girip algılayabileceğimiz başka bir boyutun katlarında olsun, ister başlı başına milimetreden çok daha az yakınlıktaki paralel bir boyutun içinde olsun, eskilerden beri varlığı fark edilen varlıklara dair, dünyanın tüm toplumlarında yaygın bi Cin- Peri  inancı büyük dinlerden öncesinde de kabul görmüş ve süregelmiş olarak görülür.

Cin adı yerine, farklı adlarla anılmış olsalar da, aynı katagoride bulunan varlıklardır bunlar. Elbette başka bir Zaman ve mekanın, başka bir realitenin parçalarıdırlar ama fark edilmiş olmaları kaçınılmazdır. Zaman Zaman Zaman elektromanyetik düzensizlikler baş gösterir, boyutlar arasında girişimler oluşabilir. Özellikle fırtına, yağmur, sis gibi hava olayları veya iyonize hava kütleleri, bu girişimler için uygun manyetik alan  etkilerinin artmasında katkıda bulunabilir. Zira cin, peri inancının en yaygın olduğu bölgeler, çok yağış alan  yerleridir. İrlanda, İngiltere, İskoçya birçok kuzey ülkesi başta gelirken, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi en yaygın cin - peri söylentilerine sahip olmuştur. 

İnancın, Asur - Babil kültüründe bilinen kayıtlı bir başlangıç  noktası olmakla beraber, Kartaca, Fenike, İbrani gibi eski bir çok kavimin bilgi dağarcığında yer almıştır. Germen inancında Silifler havanın ruhları olarak ünlenmiştir. İskandinav kültüründe, Trol - Fafnir, Keletlerde Elf, Yunan da Demon- Keres - Harpia, Roma'da Genius, Eski Arap'larda İfrit, İran da Badran, Slavlar da Yuda, Eski Sırplarda Diva gibi isimlerle adlandırılan Cinlerin ünvanlarına verilebilecek küçük örneklerden sayılır.

MS.46 doğumlu Yunan felsefeci, tarihçi Plutarkhosa göre cin, çok yoğunluk biçimde düşünülebilen bir varlıktır. Güçlü titreşim yayarak insanları etkileyebilirler. Yeraltı cinlerinin getireceği tersliklerden korunma ritüelleri ve belirli hayvan kurbanları ile, eski Yunan halklarının fazlaca ilgilendiği bu varlıklar, Roma'da kötüler ve iyiler olarak sınıflanır. İyi cinlerin Ayla Dünya arasında yaşadığına inanırlardı. Kehanet ve gizli sanat onlarla yapılırdı. Kabala, cinler ile ilgili ilimleri de kapsamına alır. Matta incilinde Hz. İsa'nın şifa verirken, çoğunlukla cinlerin neden olduğu dertleri iyileştirdiği belirtilir. İbni Sina, Kanun adlı eserinde, sara _ epilepsi hastalığının bazı türlerinin, cinler tarafından beyne iletilen enerjilerin sonucu olarak ortaya çıktığını yazar. Peygamber'ler arasında yalnız Hz. Süleyman cinlerden faydalanmıştır. Hristiyanlıkta, Anglikan ve Katolik kliseleri, geri varlıkların ele geçirdiği insan veya yerleri temizleme ve varlıkları bir yer veya insandan ayırmak için belli törensel ritüel ve dualar kullanmayı uygun görürler ve kovma işi exorcismin ilkelerini savunurlar. 

Cin gurubu varlıklar, hem isyan, hem de itaat edebilen yapıdadırlar. Özel bir enerji ve program dahilinde iş görebilirler, Şeytan gibi onlar da, bazı durumlarda, bazı insanlara kendi bilinçlerinden yaptıkları yayını ulaştırabilirler. Bu yayın, korumasız birinin, vesvesesi, isteklerinin giderilmesi eğilimi, güç edimi arzusu, aklında negatif kıvılcım, isyana ve inkara körüklenmesi gibi yansımalarla dolmasına yol açabilir. 

Şeytani kökenli bu yayın, yanılgı kaynağı ters kutuplardan, ancak İlahi iradenin vermiş olduğu mühleti ve izni sonucunda iletilir. Elbette, hayır ve şer Allah tarafından yaratılmış ve her birim görevini eksiksiz yerine getirmektedir.

Cinlerin negatif etkilerini, savunmasız insanlardan, ruhsal anlamda zayıf düşmüş veya buna eğilimini kendi eliyle yaratmış kişilerden soyutlamak için bilgi gerekmektedir. Bu türden varlıkların tesir alanlarının etkisi telepatik önermeler gibidir. Hissettirmeden işler ve insanın bilincinde onarılmaz gedikler açabilir. Obsesyona, posesyona, şizofreni, hiteri, paranoya gibi bazı akıl hastalığı türlerinin etki alanını genişletmesine,  kişilik bozukluklarına yol açabilir. Ruh çağırmaya kalkışmak yersiz bir eylemdir. Bilinçler senkronize olduğunda, bir ya da  birkaç kişi ruh çağılmaya kalkıştığında, gelen bir şey olmaz ama, diğer taraftaki bir boyuta gönderilen böylesi bir önerme, telepatik olarak karşılık bulur. Artık, varlıklardan birinin bilinci, irtibata geçmekten hoşlanacak, ruh çağıran kişiden enerji edinmeye kalkışabilir. Yavaş yavaş ve fark etmeden etkilerler,  değişimler ufak çaplıdır, hemen ortaya çıkmaz. 

Dolayısı ile, cinlere bilinçsizce kapı açabilecek fal bakma, ruh çağırma, nefretle yoğunlaşma, lanet okuma gibi eylemlerde bulunmak doğru sayılmaz.

Tüm varlıklar elementlerden oluşur, cinlerin yalın alev denilen oluşum hali, organik olan bir maddenin zıttıdır.

Biçim değiştirebilen, her şekli alabilen farklı bir enerji türünü ifade ederler. Moleküler yapılır da farklıdır var titreşim hızı yüksek olan partiküllerden oluşan varlıklar olarak tanımlanabilirler. Isı olarak yüksek frekanslı, daha seyrek moleküllü ve akıcı bedenlere sahip oldukları düşünülür. İnsan yaşam süresinin 8-10 katı daha uzun sürelerde yaşam sürebilmeleri, yüksek titreşimli moleküller barındıran ortamlarından, özel şartlar sağlandığında boyut değiştirip, hızlarını yavaşlatarak kitle kazanabilmeleri de mümkündür.

Çoğunlukla, insanın korktuğu formlara bürünebilirler. Maji veya büyüsel işler için yardım etmeye, velbetme yolu ile çağrılan birçok varlık, kendinden güçlü bir insanın emrine ram olmak istemez ve korkutucu şekiller alırlar. Ancak, majisyen onlara kendi istediği forma bürünmelerini; bir saksı veya güzel bir çocuk olmalarını emredebilir. İnsanların buyruğuna giren, yararlı işleri seven iyilikçi cinler de vardır.

Havas ilmi ile, riyazatta bulunup, oruç tutarak belirli duaları sayıları ile okuyup, buhur ve bazı ikram malzemeleri kullanarak tasarruf yöntemi ile cinleri çağırmak mümkün. Ancak onları karşılayabilecek kalp hali ve enerjiyi sağladıktan sonra, sürekli irtibat kurabilecek anlaşmalar yapmak olası görülür.

Cinler geçmişi daha iyi bilirler ama, saklı hazineler bulmak için onlarla iletişim kurmaya çalışanlar, çoğunlukla hiç de hoş olmayan aldatıcı adreslere çekilmeyi göze almalıdırlar. Bazı cinler, çok aşırı dua eden fazla dindar kişilere dini bilgiler verip, dede, evliya, aziz biçiminde görünerek yanıltıcı olabilirler. Tasallut sadece imamdan, duadan uzak olunduğunda değil, aksine aşırı ama bilinçsiz zikir ve ibadet yoluna gidildiğinde de gerçekleşebilir.

Anadolu'nun birçok yöresinde yaygın olan inançlara göre, gece ağaç altına kirli su dökülmez, lavaboya kaynar su dökülmez, karanlık basınca eski hamam, değirmen gibi yerlerden uzak durulur, cinlerin insanları, kimi yakınlarının sesi ile dışarıya çapırıp, evden çıkartarak ıssız yerlere sürüklediklerine inanılır, yeni doğum yapan kadınlar ve bebekleri özel korumaya alınır. İnsanların rüyalarında da olumsuz değişiklikler ve kataleptik bir kıpırdayamama haline eşlik eden karabasan durumu yaratabilirler.

Ne var ki, insan her zaman için üstündür, güçlerinin farkında olmayışı ve bunu kullanamayışı ise üzüntü verici bir sorumsuzluktur. Bazı insanların kendilerini zayıf düşürecek ne varsa o yöne sürüklenmeleri, bu sorumsuzluğun sonucudur.

Cinlerin, İnsan nüfusunun yaklaşık iki katı kadar sayıya sahip oldukları, ölümleri esnasında, yaşlıyken, gençleşip, sonra ufalıp çocuklaşarak gözden yittikleri, enerji yönünden büyük güce sahip olan ifritlerin belli grupların yönetimini elinde tuttuğu ve kendi aralarında kırmızı, siyah, beyaz, mavi ırklara ayrıldıkları, genellikle belli hiyerarşik düzen içinde yaşadıkları gizemciler tarafından bildirilen özel açıklamalardandır.


Yorumlar: